AHMET ERTEGÜN’ÜN BODRUM’DAKİ EVİ

Ahmet Ertegün’ün Bodrum’daki Evi bu yazımızın konusunu oluşturuyor. Evin hikayesini mimarından da dinlemiş olacağız. Ahmet Ertegün ve eşi Mica Ertegün, Mimar Turgut Cansever’e yaptırıyorlar bu güzel evi. Ev, daha sonra Ağa Han Mimarlık Ödülü’ne layık görülüyor.

AHMET ERTEGÜN

Öncelikle Ahmet Ertegün’den bahsetmek gerekiyor. Ahmet Ertegün müzik yapımcısı, iş insanı ve Atlantic Records‘un kurucusuydu. The Rolling Stones, Led Zeppelin’in yanı sıra Eric Clapton, Aretha Franklin ve Ray Charles gibi isimleri müzik dünyasına kazandırdı.

Ahmet Ertegün ve Nasuhi Ertegün kardeşler, 1947 yılında Herb Abramson ile beraber, aile dostları olan diş hekimi Dr. Vahdi Sabit’ten 10 bin dolar borç alarak Atlantic Records adlı plak şirketini kurdu. Siyâhî müzisyenlerle arasındaki iyi bağlardan ötürü dönemin en önemli jazz müzisyenleri ile sözleşme yaptı.

ATLANTIC RECORDS

Ahmet Ertegün: “Atlantic Records’u kurmamızın sebebi, müziklerini beğendiğimiz birkaç şarkıcı ile kontrat imzalamak ve satın almak isteyeceğimiz albümlerini çıkartmaktı. Açıkçası asla çok eğlenceli bir şeyler yaparak para kazanabileceğimi düşünmedim. Yanılmış olduğum için çok mutluyum.”

ERTEGÜN EVİ

Bodrum, antik adıyla Halikarnas; güzel bir limana, olağan üstü bir kaleye ve Ertegün Evi’nin de aralarında olduğu geleneksel Türk evlerine sahip bir şehir. Ertegün Evi, orjinal halinde, tek bir kapıyla birleştirilen iki yapıdan oluşmakta. Ev 1973 senesinde, eski strüktürden tamamen bağımsız bir ekle, yazlık konuta dönüştürüldü. Eski yapı taştan inşa edilmiş ve dar pencereli iken yeni yapılan ekte yuvarlak beton kolonlar, ahşap bölücü duvarlar, kapılar ve yaşam alanına ışık ve hava sağlayan, meşe ağacından yapılmış ayarlanabilir panjurlar kullanıldı. Eski bina ile yeni bina arasında, iç mekanlarda, serbest bir akış elde edildi.

MİMAR TURGUT CANSEVER

Ahmet Ertegün’ün Bodrum’daki Evi’nin mimarı Turgut Cansever: “Ertegün Evi’nde, bir tarafta denizin, diğer tarafta da bahçenin varlığını yaşatmaya, bu duyumun sembolünü oluşturmaya çalıştım…”

Turgut Cansever: “Ahmet Ertegün Evi’nde çok az sayıda pencereyle sokak istikametine bakan bina, yine o istikametteki iki kitle koruyucu bir nitelik taşıyorlar. Onları yeniden restore ettik. Ama Bodrum’da mimarinin yani tamamen farklı gibi gözüken mimarinin bütün Osmanlı Devleti’nin var olduğu her yerde ortaya çıkan koruma fikrini o mahalli malzeme ile nasıl gündeme getirdiğini gösteriyor. İç dış bağlantısı insanın bakma ve dünyayı her yönüyle görme hakkının korunması o hakkın sağlanması ve bundan doğan güzelliğin Ertegün Evi’nde yer alması da amaçlardan bir tanesiydi.

Üst katlar özellikle manzaraya doğru yönelirken zemin kat bahçeye açılıyor. Bu durumda bahçeye açılan açıklıkların farklı yerlere bakması dolayısıyla açılma biçimlerinde de farklılık olmasının yararlı olacağını düşündüm. Denize, kaleye doğru bakan sokak cephesinde ise pencere kapakları iki yana doğru açılıyorlar. Buna mukabil arka cephede bahçeye bakarken bunların bir kısmı yana doğru açılıyor, diğer bir kısmı ise tekrar yukarıya doğru açılıyor.

Acaba başka hangi unsurlarla bu meseleye temas edebiliriz sorusunu bir şekilde Ahmet Ertegün’ün eşi Mica Ertegün hanımla planlardırdım. Ben bu gayri maddilik halinin bir parlama ile nasıl oluşturulacağından ve çinilerden bahsettim.

Mica Hanımı Çini Köşk’e götürdüm ve müthiş etkilendi. Bu şekilde çiniler kullanmaya karar verdik ve kullanılma alanı olarak aslında yine bizim tarihimizde çok önemli olan yıkanma alanı olsun dedim. Hamam, yıkanma önemli bir yer. O yere özel bir önem vermek gerekir dedim ve dosdoğru yıkanma alanlarında seramiği kullandık.”


Kaynak: AKDN, Mimarlık Dergisi

Yazar: StudioODO / Kaan Çorbacı