ETİMESGUT CAMİ VE MİMARI

Etimesgut Cami ve mimarı, çok özel bir hikayenin iki baş rolü. Önce Etimesgut Cami’den, sonra da mimarı Cengiz Bektaş’tan bahsedelim. Ankara’nın Etimesgut ilçesinde bulunan ve 1965 yılında inşaatı tamamlanan yapı, Türkiye’deki ilk modern mimariye sahip camilerden biri olarak kabul ediliyor. Üç farklı kotta ve altıgen formda inşa edilen Etimesgut Cami’nin iç-dış mekan özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye’deki geleneksel cami mimarisi kalıplarının dışına çıkıldığını görüyoruz. Ama biliyoruz ki İslam dininde tipik bir cami tarifi yok. Farklı dönemlerde farklı mimari tarzlarda camiler yapıldı.

Etimesgut Zırhlı Birlikler Okulu ve Tümenin’de yaptırılmak istenen cami için, 1965 te, o sırada yedek subaylık görevini yapmakta olan Cengiz Bektaş görevlendirildi ve Vakıflar’ın tip planlarından birinin gerçekleştirilmesi istendi. Cengiz Bektaş, cami mimarimizin yazılı ve çizili bir tarihçesini yaparak, bir adım atılması gerektiğine yetkilileri ikna etti. Projesi en üst kademelere kadar gösterilerek onaylatılan cami, yapı işlerinde de daha önce hiç tecrübeleri olmayan askerlerle ve mimarın zaman zaman bedenen bizzat yapı çalışmalarına katılıp öğretmesiyle başarıldı.

Kontrollük çalışmalarına bir süre Y. Mimar Kemal Aran’ında katıldığı caminin statik projeleri Y. Müh. Hami Gürün tarafından yapıldı. Cami, 1967 Temmuz’unda ibadete açıldı. Döşeme altından merkezi ısıtma, ve elektrik sistemlerini o sırada görevli yedek subaylar çözdüler. 240.000 TL’ye mal olan cami 300 kişilik.

Hala Türkiye’de modern cami denildiği zaman gösterilen bir yapı fakat cami askeri bölgede yer aldığı için güncel durumunu saptamak zor.

Klasik mimaride camilerle özdeşleşen minare ve kubbe gibi yapısal elemanlara yer verilmeden tasarlanıp inşa edilen Etimesgut Cami, bu yönüyle alışılagelmişin dışında bir örnek olarak karşımıza çıkıyor. Lakin sadece İslam mimarisi için değil, dünya mimarlığı açısından da yenilikçi, modern ve yalın bir yapı.

İç mekanın aydınlatılması, duvarlar arasında bırakılan dikey kesitler ile bina örtüsünün altındaki dar ve yatay açıklıklar aracılığıyla sağlanıyor. Camiden içeri giren ışıkla, hangi namaz vaktinin geldiğinin anlaşıldığı bir iç mekan var. İslamiyet’te ibadet zamanını belirten gösterge sistemleri var. Bektaş’ta mimarlıkta ışık ögesiyle bir dizge oluşturuyor. Her vakitte başka bir pencereden camiye ışık giriyor ve hangi namaz vakti olduğu anlaşılıyor.

Üst kattaki kadınlar bölümüne ulaşımı sağlayan merdivene farklı bir yorum katılarak bunun aynı zamanda bir minare işlevi görmesi sağlandı.

Cengiz Bektaş’ın askerlik görevini yaptığı sırada, tümendeki tecrübesiz askerlerle ve çok kısıtlı imkanlarla uygulayıp gerçekleştirdiği bu küçük cami, klasik plandan ve klasik mimari elemanlardan
faydalanılmadan başarılı eserler yapılabileceğini ispatladı.


Kaynak: SALT Araştırma Cengiz Bektaş Arşivi, Arkitekt 1973-03 (351), Mimarlık Dergisi 1968-02 (52)

Yazar: StudioODO / Kaan Çorbacı